<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781</id><updated>2011-07-30T19:32:52.321+03:00</updated><category term='üniversitesi'/><category term='müslüman'/><category term='kalan'/><category term='dua'/><category term='namaz'/><category term='şehr'/><category term='adana'/><category term='cuma'/><category term='Çukurova'/><category term='sıcak'/><category term='sağlar'/><category term='yol'/><category term='bizimdir'/><category term='okul'/><category term='eğitim'/><category term='şart'/><title type='text'>Cehaletin Kralı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>8</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-2421744758797760366</id><published>2010-09-22T11:56:00.000+03:00</published><updated>2010-09-22T11:57:00.884+03:00</updated><title type='text'>dilSEL pörtlenGEÇ</title><content type='html'>Her ressam Tanrı'dır kendi tuvaline. Çizerek yaratır dünyaları. Her şairde Cebrail nefesi saklıdır, sayfalarca anlatır meramını....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam akıllı geometrik şekil bile çizemedim ben hiç. Çöp adamlarımın eğriydi kolu bacağı. Kavisli ve yamuk yumuk olurdu, yuvarlak olması gereken kafaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şiir de yazamadım derin ve içsel. Bitiremedim mısraları. Redif fesatından lâl olurdu her satır aralığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mecburiyetti bana nesir ya da çok bilinen ismiyle düzyazı. Yazmaya başladım çok erken, çoğunu yırtıp attım aslında; ya kâfiydi yazmak ya da kâfi değildi ifşa için yeterince bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ressama neyse renk, bana da o olmuştu kelime. Sonra dile sardırdım makarayı. Baktığımda gördüğüm şey hep aynı, terana aynı; ağız değişik, çene değişik... Mizansen aynı; el değişik kol değişik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;"Şu Türkçedir, bu zaten Türkçe... Doğduğu yerden Anadolu'ya akmalıdır Frenkçe!"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepsine buyur otur demekten ölesiye su içirilmiş kurbanlığa dönmüş sözlük: İşkembesi gergin, tartıda ağır, gözde büyük; gel gör ki anlaşıda yetersiz, mânâda hafif, maksadı hâsıl etmede küçük.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Millet helak: eşofman diyemez eşortman der, aşortmen der. Gardolap der, gardılop der. Prospektüs demeye yeltenmez bile. Ama bizim çok bilmiş zübükler madalyon sallamaya devam eder. Hâlâ savunur elinde hiç anlamadığı kelimelerden oluşan tetkik kağıdıyla hastanede dumur olan hastanın dramını. Tababetin kelimeyle kâim olduğunu sanar. Bilim üretmeyi değil, Science demeyi anlamlı bulur öğreti gereği; çünkü ona göre ilerlemek, ileri olanın kucağına oturmak demektir. Ve görev bellidir: "Gastroenteroloji kelimesini düzgün okuyup yazamayana gülünecek, bu kelimeye Türkçe karşılık üretmeye çalışan ÖzTürkçeci addedilecek. Kim ki Nöroşirurji diyemez, hekimlikten azledilecek..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-2421744758797760366?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/2421744758797760366/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2010/09/dilsel-portlengec.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/2421744758797760366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/2421744758797760366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2010/09/dilsel-portlengec.html' title='dilSEL pörtlenGEÇ'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-8140575746188665531</id><published>2010-01-31T20:26:00.004+02:00</published><updated>2010-02-01T01:55:37.552+02:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Evvel saman içinde,&lt;br /&gt;Kalbur zaman içinde;&lt;br /&gt;Bir vardı, o varlıkta hiç yoktu.&lt;br /&gt;Peter Pan'dı Olmayan Ülke'de.&lt;br /&gt;Hayal...&lt;br /&gt;İnançsızların uçamadığı,&lt;br /&gt;Peri Tozu'nu göremediği,&lt;br /&gt;Gülüp eve dönemediği.&lt;br /&gt;Olmayan Ülke...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-8140575746188665531?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/8140575746188665531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2010/01/evvel-saman-icinde-karpuz-zaman-icinde_31.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8140575746188665531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8140575746188665531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2010/01/evvel-saman-icinde-karpuz-zaman-icinde_31.html' title=''/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-2206818701745766387</id><published>2009-07-30T23:42:00.010+03:00</published><updated>2009-08-10T00:16:00.882+03:00</updated><title type='text'>Eğitim Şart-2</title><content type='html'>Yılların geyiğidir, döner durur mecralarda. Baretsiz girilmeyen şantiyelerde tıfıl mühendisler dikilir tuğla başlarında; elinde kağıt, parmağında kalem hendese halinde. Amele ustabaşı fetvayı vermiş, harcı kardırmış, demiri düzdürmüştür halbuki çoktan. İfrit olur mektepli, alaylının bu el yordamına ve bir türlü yediremez diplomasındaki Dekanlık kaşesinin tek bir puntosuna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk otomobilimiz Devrim'i konu alan Devrim Arabaları'nda da böyle bir sahne var. Emniyet sekmanı ve civata çizmekten nevri dönmüş mühendis, sayıların amaç değil var etmedeki araç olduğunu ıskalayıp gerçekçilikte güdükleşmiştir. Kitaplar dolusu hesap sonunda elde edemediği kıvamı demirci ustasının göz kararında bulunca, vehamet ampul gibi parlar tabi eğitim sistemindeki. Örnekler çoğalır, hatıralar orta yere saçılır. Teori ve pratik arasındaki uçuruma köprü gerdirmeye çalışır bir takım idealist yeni mezun; karar çıkar komiktir: "O boşluk yeşil alan gözüküyor haritada, kusura bakma birader!".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlaşmak adına bir üniversite bitirmek gerçek yaşamdaki çözümlerde ne kadar faydalı oluyor ki? Tezgahtar bile kıllanır yanında 2 hafta staj yapıp yöneticisi olan diplomalıya. Ve garabet, bir bankanın veznedarlık sınavında iktisadî eğitimi olmayan, farklı ve ilgisiz birçok bölüm mezununun ter dökmesindedir aslında. Hatta bazısı zırhlı araç şöförü olur ehliyeti olması münasebetiyle. Bu ne diyet bu ne şatobiryan? Yok mu aklı başında bir izahı bu acayipliğin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğitim şart, ama ne eğitim be kardeşim. Böbreği gözünde canlandırarak tanıyan Doktor adayı, Potasyum atomuna mikroskop altında bakamamış Eczacı; ya da tüm özelliklerini bildiği bir ağacı, bir orman gezisinde diğerlerinden ayıramayan Peyzaj Mimarı. Pelesenk hayvan Öglena, terlik biçimli Paramesyum, çizme kalıplı İtalya. Hepsi birer imge mezun olurken bile. Hiçbir gerçekliği yok, hepsi birer inanmışlık sadece müfredata.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok belki tutar bir doğru bu dediklerimde. Belki her Fizik öğrencisi izleyebilmiştir teleskopla, tasavvur edemediği gök cisimlerinin kütlesel çekim kanununa ne kadar uygun hareket etttiğini. Belki her Gıda Mühendisi gerçekten görmüştür ağır metal birikiminden kanser olmuş bir karaciğer. Ne bileyim işte, belki çıkacaktır mezunları arasından bir Matematikçi ve anlatacaktır bize, herhangibir Karmaşık Sayı'nın elle tutulur dünyada kaça tekabül ettiğini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de yalandır belki de topuyla yanlış tespitlerim. Belki eğitim esnasında yeteri kadar toprak kokluyordur Ziraatçı kimbilir! Ama işte şüyuu vukuundan beterdir yahu, şöyle bir elden geçirmeye değmez mi eğitim sistemini?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-2206818701745766387?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/2206818701745766387/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/07/egitim-sart-2.html#comment-form' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/2206818701745766387'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/2206818701745766387'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/07/egitim-sart-2.html' title='Eğitim Şart-2'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-4963876428435096059</id><published>2009-06-09T01:47:00.007+03:00</published><updated>2009-06-09T12:20:37.866+03:00</updated><title type='text'>Doğum Günüm</title><content type='html'>Özel günleri severim aslında. Birinin bir başkasını hatırladığı günlere bayılırım. Ama ciddi bir gelenek ve duyar farkı var kutlama biçimimde. Bir güzelliği neon ışıklarıyla kutlamak bazen lanet etmekle, hoş görmek arasında mekik dokutur bana. Bir tarafta sırtında yüzlerce karasinek, sâfî şiş göbek, sayılabilen kaburga içine hapsolunmuş hayatlar... Afrika'da bunlardan çok var değil mi? Sen de gamsızlığına doyma modern insan silüeti! Küfret ılık su akıtan Güneş enerjisine; bir dakikalık elektrik kesintisinde kaybet bütün yaşama hevesini.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Offf offf... Evet ya, ben doğmuşum bugün. Ne sevinesim var ne de üzülesim. Zira 27 yaşında bir şaşkınlık hissettiğim sadece. Neden geldiğimi bilmiyorum hâlâ. Üremek bir öğretidir belki, belki varoluşum âdetten. Belki torun merakından hasıl oldum babaannemim ya da erkek evlat isteğiydim babamın iniverdim attan. Ama varlığımı mistik bir terazinin kefesine oturtma isteği var içimde. Bir kutsal amaca hizmet etmek için ete bürünmüşüm olsa gerek. Kraliçe sofrasına meze doğuran işçi karınca aileleri miyiz biz? Vardır herhâl derin bir sebeb-i hilkatimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haziran 9 ben doğmuşum işte. Ne bileyim niye, doğmuşum işte. Hava sıcakmış, toprak kavruk. Göbeğimi buharlaşan asfalt kokusuna kesmişler. Nefesiyle serinletmiş alnımı annem, bilmem kaç yaşına kadar emzik saklamışlar benden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic; font-weight: bold;font-family:times new roman;" &gt;Her sene böyle, her sene aynı nakarat. Hatırlayabildiğim kadar geçmiş, gerisi uydurmadan ibaret.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün doğum günüm kutlayasım yok nedense. Ama yine toplaşacak eş dost. Yine ufak bir sohbetten sonra suskunlaşacağız. Televizyondaki dizi, MSN'de bekleyen gündelik arkadaşlar gelecek akla, müsaade istenecek yarınki işbaşı bahane edilerek. Olsun yahu bu da bir şeydir. Zaten benim tek derdim çikolatalı yaş pasta yemek; bir de görmek tabiki mum ışığında az aydınlanmış yüzleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9 Haziran 1982. Ben doğdum,  geçti 27 yıl üstümden. Ve bakalım daha kaç yıl geçecek. Bir küsürat daha yuvarlandı bir sonraki rakama.  Artık 27 ve sayaç işlemeye devam ediyor, ne sandın ya Süleyman'a kalmadı bana mı kalacak?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-4963876428435096059?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/4963876428435096059/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/06/dogum-gunum.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/4963876428435096059'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/4963876428435096059'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/06/dogum-gunum.html' title='Doğum Günüm'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-7439019830725087440</id><published>2009-05-19T12:46:00.005+03:00</published><updated>2009-05-19T16:20:37.813+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şehr'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adana'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sıcak'/><title type='text'>Sıcağın Memleketi Adana</title><content type='html'>Yaz geldi, canım Adana'm döndü yine şehrime. Yaşım kadar yaşlı tenim, esen rüzgarın sıcaklığından anlıyor mevsimi artık. Şehrimin Dersu Uzala'sı benim bundan kelli, benden sorun sokağa çıkma saatlerini!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazipaşa'da akşam saatlerinde şort-terlik-atlet dolaşabileceğimiz günler yaklaştı iyice. Öyle ya, yazın Adana terkedilir, âdettendir. Ama hak vermek de lazım, gölgeden gölgeye koşarak seyir; sokağa çıkmalarda gökte akbaba eskortu. Can mı dayanır bu dikine ışınlara?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her şeye rağmen canım Adana'm, seni çok seviyorum. Ne çok mahrum kaldık medeniyetten, ne çok şey yaşandı İstanbul'da, yıllar sonra işittiğimiz. Ne çilekeş deprem cenazeleri kaldırdık değil mi! Ardısıra çatlak sıvalı  binalarda tedirgin uykular. Dedem zamanından kalma pamuklu döşekler. Ve tabiki üzerinde sabahlayan insanlar, çimli refüjler boyunca yol üstünde manzara...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ucu bucağı görünmeyen topraklar üzerinde birlikte izledik beton yükselişi. Portakal bahçelerinde bekçinin kovaladığı esmerleşmiş çocuklar. Ahşap evlerde yaşanan hayatlara tanık olan son nesil...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah be güzel Adana'm, Güneş'e dünyadan daha yakın; aklımızı çeldirip halsiz bırakan sıcaklığın. Sinsi esip hatun peşine düşüren çiçek kokulu rüzgarın. Ve tabî  ki sevgili üniversitem; leh düşüp yattığım çimlerine, üzerimde karıncalarının gezdiği. Kızgın batak oynayışlarım, entel sinema eleştirilerim. Yonca Market ve plastik bardakta şarap...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bırakıp giderim ki seni? Nasıl bulurum senden daha büyük, senden daha gözde; bir o kadar medeniyetten âzâde başka bir şehir. Yolda tökezleyenin koluna girme âdeti kaç şehirde kaldı ki artık? Kaç şehirde salatayla birlikte gelir Adana Kebap?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-7439019830725087440?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/7439019830725087440/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/05/scagn-memleketi-adana.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/7439019830725087440'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/7439019830725087440'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/05/scagn-memleketi-adana.html' title='Sıcağın Memleketi Adana'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-5369588491638226019</id><published>2009-05-15T16:22:00.004+03:00</published><updated>2009-05-16T11:31:38.647+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='namaz'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cuma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='müslüman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dua'/><title type='text'>Hayırlı Cumalar</title><content type='html'>&lt;div class="post-body entry-content"&gt; Kaç zamandır savsakladığım namaza durdum bugün. Hayat gailesi denen illet; ya da bunu her sorumsuzluğumuzun, her iletişimsizliğimizin, her ihmâlkârlığımızın mutlak sebebi olarak gören bizler. Öte yanda gözü yolda nece sevdiklerimiz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bugün eşşek kaçtı, akabinde palan düştü. Gitmesem daha caiz, hem çalışmak da ibadet. Söz! Gelecek Cuma sünnetiyle, farzıyla tesbihiyle, sadakasıyla oradayım. Kırkbeş dakika namazdayım."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gittim gördüm, bugün tekrar inandım. İnsanın sılada bıraktığı evladı gibi aynı güzellikte beni bekliyordu sanki. Her sûresi aynı yankıda, her göbekte aynı aciz el bağlayış. Her cami önünde aynı dua, aynı gelenek. Aynı selamlaşma, aynı vedalaşma, temenniler ederek. Aynı takunya sesleri, aynı çeşme başı, aynı ayakkabım çalınır mı ürküntüsü. Hırsızı aynı, işportacısı aynı, dilencisi bile aynı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Laf arası girinti:&lt;/span&gt; Yine yanıldın Efes, çıktı bir uydurman daha ortaya. Bak Heraklit'e inat, değişmeyen tek şey imanın kendisymiş. Selçuk olana kadar güzel söze yeltenme sakın. Saatini İslam'a kur, o gelmeden uyanma antik Ege...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahir kelam, bir boşluğu tamamladım bugün sanki. Her hedefe ulaşmada eksik kalıyordu bir şeyler önceleri. Hani Leyla'yı bulan Mecnun'un uğradığı sukutuhayal, atmayan nabız. "Koştum senin için, yetiştim. Ama neden tatmin olamıyorum?" sorusu. Ya da içindeki gediği bir türlü dolduramayan Yunus'un gül yüzlüye sırt çevirip kendini yollara vurması gibi. Yok yahu ermedim, Erenler'i andım. Bizimkisi birkaç saatlik heyecan. Münker ile Nekir arasında bir hoşnut sendeleme. Kötü ile iyi arasındaki tahterevallide sarhoş bir yalpalayış. Yoksa asa yaptırıp, kendimi dağa vurmam mı? Ha sen namazı mı sordun? O da müsekkin niyetine, kana karışacak inşallah.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Müslümana haricen naçizane tavsiye: &lt;/span&gt;Kimseyi etmediği ibadetten ötürü hor görmeyin, dışlamayın, afişe etmeyin. Bu sadece kınananda bir nefret ve intikam duygusu yaratır. İnat ile tevhid olunursa Allah muhafaza, küfre ve dinden çıkmaya sevk eder. İsteksiz namaz yanındakinin abdestini kaçırır. Niyetsiz oruç tutan dinden soğur, tutturan da vicdan azabı çeker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Davet? Bu en doğal hakkınız ve hakkımızdır. Zira ülkemizde misyonerlik çalışmaları bile apaçık sürdürülmekteyken, bu çalışmalar inanç özgürlüğü kapsamında değerlendirilmekteyken, ibadete davet tabî ve hatta inancın bir gereğidir. Fikri ve bedeni terbiye hususunda atılacak adımlar, aynı zamanda toplumdaki ahlakî çöküşe de bir dur diyecektir vesselam.  &lt;/div&gt;  &lt;span class="post-author vcard"&gt; Gönderen &lt;span class="fn"&gt;Cehaletin Kralı&lt;/span&gt; &lt;/span&gt; &lt;span class="post-timestamp"&gt; zaman&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-5369588491638226019?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/5369588491638226019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/05/hayrl-cumalar.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/5369588491638226019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/5369588491638226019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/05/hayrl-cumalar.html' title='Hayırlı Cumalar'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-8711168269881580491</id><published>2009-03-15T20:26:00.001+02:00</published><updated>2009-03-28T10:33:48.066+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='okul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şart'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitim'/><title type='text'>Eğitim Şart - 1</title><content type='html'>Oku oku oku!&lt;br /&gt;Yok yahu kitap değil, okul. Aslı "eğitil eğitil eğitil!" tabi ama tunçtan çekiç yapan atalarından Müteferrika mucizesiyle kurtulduğunu sanasın diye böyle gireyim dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah seni inandırsın (mümkün değil benim gücüm yetmez) kendimi bildim bileli öğrenciyim. Okula gider gelirim. Eğitim, bilinçlenme, öğrenme sürecinde olduğumu sanırdım sürekli. Herkesin bir üniversite bitirdiği gün, memleketin kurtulacağı gün olacaktır diye düşünürdüm hep.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra dönüp ilkokul yıllarıma baktım. Nasıl da öğrenmişim hayatın dilini. Önce alfabe sonra fişler. Resmî günlerde boyadığımız caf caflı afişler. Levhalar arasında bir hayat. Sürekli emreden kurallar. Ve izi hâlâ durur omuz başıma yakın, itaat kültürünü aşı haftaları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir uzun adım ile üniversite yılları... Alabildiğine özgürsün, çalabildiğine hür. Sınıfta hocaya mahkumsun, sınavda gözetmene. Kampüste kameralar var. Yanındaki kızı herkesin gözü önünde öpebilmek bir hayat belirtisiyse yaşıyorsun. Görünmeyen çizgilerin var, geçemiyorsun ötesine. Ve hâlâ bir ahlaksız olayda korkuyorsun şahit yazılmaktan. Sen, sen seçilene kadar özgürsün. Sıranın sana gelmediğini her görüşünde seviniyorsun içten içe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte olduğu olacağı bu. Bir kurulu düzeni anlamakla meşgul et ki, sorgulamaya fırsat bulamasın. Sinüs dalgasını eğimden tahmin etmek bir yana, marketten aldığım reçel bozuk çıkarsa ne yapmam gerekir? Devreye direnç bağlayıp kısa devreyi engelledim de, 3 ay oldu hâlâ gelmedi garantiden telefonum, haklarım neler? Ve tamam, yaraya diş macunu sürülmez, göz kolonya ile temizlenmez. Ama sen bana söyle be hocam, hiperpolü öğrenmekle bulabilecek miyiz bu töre cinayetlerinin sonunu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derste öğrendiğini sokakta, caddede, mahallede uygulayamayınca tuhaf oluyor insan. Enflasyon, menflasyon, kriz, parite, endeks tamam da, biz para çiğnemiyorduk neden aç kaldık? Buğdayın stopaj ile ne ilgisi var? Ah be hocam benden de cahilsin sen. En azından ben hiçbir şey bilmiyorum, sen bildiğini sandığın şeylerde külliyen yanılıyorsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-8711168269881580491?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/8711168269881580491/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/03/egitim-sart-1.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8711168269881580491'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8711168269881580491'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/03/egitim-sart-1.html' title='Eğitim Şart - 1'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5740226432178938781.post-8004552926774301642</id><published>2009-02-05T23:29:00.000+02:00</published><updated>2009-03-16T00:03:06.175+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bizimdir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çukurova'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yol'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='üniversitesi'/><title type='text'>Kalan Sağlar Bizimdir</title><content type='html'>Çukurova Üniversitesi'nin yolları nasıl sizce? Bu yollardan konu açılınca aklıma gelen birkaç şeye değinivereyim:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle düz mantıkla yapılmış olduğunu söylemek lazım. Giriş kapısı ile çıkış kapısı aynı, şeritleri farklıdır. Bu, "yolu takip edersen, başladığın hizaya geri dönebilirsin" anlamına gelir. Kapıda güvenlik hat safhadadır. Daha Türkçe konuşacak olursak, güvenlikçi çok, güvenlik neredeyse yoktur. Yani sorsan, Personel Yazı İşleri, maaş bordrolarını gösteriverir; ama bir olay varsa, çevik kuvvet daha erken müdahil olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçeride yol boyu dizilmiş portreler görürsünüz. Öğrenci çeşidi oldukça boldur. Fakat ev sahibi gibi davranan, her şeyin kendine hizmet için yaratıldığını sanan tipler de mevcuttur. Ben bunlara, "Güneş yokken gözlük takan ayaktakımı" diyorum. Gözlük takmasından dolayı değil bu yakıştırma tabi. Yakışıyorsa yaparsın. Kılığa bakmam ben, bizzat içindekine bakarım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne yapar bu ne modern zaman zombileri? Pahallı mamüller talep eder. Sahip olur, hava atar. Yani maddeye tapar. Günde 24 vakit maç yapar; hepsinde de nefsine yenik düşer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni hor görür, bana yan bakar. Baban emekliyse yaşlılıktan, emekli maaşıyla sürünüyorsa, bu zirzopların veya babalarının yüzündendir.&lt;br /&gt;Düşünmez. Kafa çalıştırmaz. Eti çiğ, gövdesi fos, kanı donuktur. Dişi kazma, tırnakları törpülü, saçları illaki kaynak. Gözünde lens, kulağında hulahop kadar büyük küpeler. Kozmetik endüstrisini ihya etmiş suratı; bir kova suya batırsan, göğün yedi rengi aşka gelir. Papağan patlamış 1 karış uzağında; 20 yaşında; yani daha hayatının baharında. Ama kadın olmuş ruhu, paçasından östrojen akan, ruhsuz kadavra halinde sürüye karışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya erkekleri nasıl erkekleri? Saçlarda jöle, elinde deri cüzdan, asgari ücret muadili telefon ve Marlboro Light. İstikamet babasının Avrupa markalı arabası. Tıstıktıstıkdıptısdıptıs müzik... Sanırsın Caddesbostan'da trvesti seçiyor. Yavaş bir ilerleyiş, etrafı kesmeye(namıdiğer piyasa yapmaya) fırsat veriyor. Baktı iş yok, başka limana yelken. Hafif ara gazı ve sonrasında köklenen gaz. Uzaklaştığı yerde bıraktığı şey, "ne karizmatik adammış beee, bilemedik kıymetini buradayken" yakınmaları ve buram buram tüten, yanmış lastik kokusu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahu bunlar kuru kalabalık, boş zümre. Bunlardan bahsettim, çünkü bunlar çok sık rastlanan tipler. Yoksa zehir gibi çocuklar cirit atıyor Çukurova'da. Tabi onlar da farkında bu zübükzâdelerin. Yani Çukurova Üniversitesi, sadece kellelerin değil, beyinlerin de konuşlandığı bir mevzi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha bir de unutmadan belirteyim, saçma tümsekler var yol boyu dizilmiş. Yol 10 metre genişliğinde, tümsek ise 7; üstelik ortalı da değil, ya sağa ya sola dayalı. Kurnaz şöförler çözmüşler işi. Yavaşlamadan atlatıyorlar engeli...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sebeb-i ziyaret&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Girizgâhı yaptım ama asıl konuya girmekte zorlandım. Onca işim arasında, buraya gelip yazma ihtiyacı hissetmemin sebebi, gördüğüm rüyadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rüyamda, Mithat Özsan Amfisi durağından otobüse biniyorum. İlk dönemeci geçtikten sonra bir mavi otobüs görüyorum önümüzde giden. Ya ne işi var bu Halk Otobüsü'nün burada derken, lastği fırlıyor otobüsün. Ve tam Turkuaz'a(Karadeniz Kafe durağına) dönen yolda kıvrılamıyor, uçurumdan aşağı uçuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ee ne alakası var demeden anlatayım şimdi:&lt;br /&gt;Geçenlerde bir otobüsün freni patladı ve bu uçurumlardan aşağı düştü. Düştü demeyelim de, zemin çok dik olmadığı için, yoldan çıkıp ağaçlara saplandı diyelim. Ölen ya da yaralanan olmadı çok şükür. Ancak bu gerçekten çok büyük bir şanstı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben zaten içten içe hep merak etmişimdir, bu uçurumlar tehlikeli değil mi diye. Ama kendi içimde geçiştirmişim demek bu konuyu, kimse bahsetmeyince. Bu kaza, herkese korku saldı, herkeste aynı etkiyi bıraktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat hâlâ değişen bir şey yok. Trafik Müdürlüğü kesti cezayı çekildi aradan. Durak sahibi ve araba sahibi çullandı şöföre, onlar da çıkardı günahını. Üniversite muhtemelen akademik bir fırça attı muhattabına. Kısmet yeni kazaya, şimdilik bu kadar heyecan yeter diyip, döndüler işlerinin başına(başka ne işleri varsa!).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de hüküm süren, "ölmek muhtemel, ama ölü yok; öyleyse tedbire ne hacet" mantığı üniversiteye de bulaşmış olmalı. Bolu Dağı'na tünel kazın demiyoruz, uçuruma düşme riskini kaldırın ortadan diyoruz. Herkes işini yapsın; siyasetle, kadrolaşma politikalarıyla uğraşacağınıza, öğrencilerle ilgilenin biraz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi buradan iki uyarı bizden size:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-) Şenlik yaptınız bahara, kimsenin haberi yok. Olsa ne olur, bencil öğretim görevlileri bırakmıyor yakamızı eğlenelim. O hafta bile sınav vardı. Polis devleti miyiz diye isyan edeceğinize, şapkanızı önünüze koyup, bencil hoca üniversitesi miyiz diye bir düşünün!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-) Bu uçurumlara derhal önlem alın. Çocukların canı size emanet. Beceremediğiniz şenlikten ötürü toplumsal bir baskı görmediniz. Ama matem olursa, kimseye derdinizi anlatamazsınız ona göre.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5740226432178938781-8004552926774301642?l=carcahil.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://carcahil.blogspot.com/feeds/8004552926774301642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/02/kalan-saglar-bizimdir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8004552926774301642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5740226432178938781/posts/default/8004552926774301642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://carcahil.blogspot.com/2009/02/kalan-saglar-bizimdir.html' title='Kalan Sağlar Bizimdir'/><author><name>Carcahil</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
