Çukurova Üniversitesi'nin yolları nasıl sizce? Bu yollardan konu açılınca aklıma gelen birkaç şeye değinivereyim:
Öncelikle düz mantıkla yapılmış olduğunu söylemek lazım. Giriş kapısı ile çıkış kapısı aynı, şeritleri farklıdır. Bu, "yolu takip edersen, başladığın hizaya geri dönebilirsin" anlamına gelir. Kapıda güvenlik hat safhadadır. Daha Türkçe konuşacak olursak, güvenlikçi çok, güvenlik neredeyse yoktur. Yani sorsan, Personel Yazı İşleri, maaş bordrolarını gösteriverir; ama bir olay varsa, çevik kuvvet daha erken müdahil olur.
İçeride yol boyu dizilmiş portreler görürsünüz. Öğrenci çeşidi oldukça boldur. Fakat ev sahibi gibi davranan, her şeyin kendine hizmet için yaratıldığını sanan tipler de mevcuttur. Ben bunlara, "Güneş yokken gözlük takan ayaktakımı" diyorum. Gözlük takmasından dolayı değil bu yakıştırma tabi. Yakışıyorsa yaparsın. Kılığa bakmam ben, bizzat içindekine bakarım.
Ne yapar bu ne modern zaman zombileri? Pahallı mamüller talep eder. Sahip olur, hava atar. Yani maddeye tapar. Günde 24 vakit maç yapar; hepsinde de nefsine yenik düşer.
Seni hor görür, bana yan bakar. Baban emekliyse yaşlılıktan, emekli maaşıyla sürünüyorsa, bu zirzopların veya babalarının yüzündendir.
Düşünmez. Kafa çalıştırmaz. Eti çiğ, gövdesi fos, kanı donuktur. Dişi kazma, tırnakları törpülü, saçları illaki kaynak. Gözünde lens, kulağında hulahop kadar büyük küpeler. Kozmetik endüstrisini ihya etmiş suratı; bir kova suya batırsan, göğün yedi rengi aşka gelir. Papağan patlamış 1 karış uzağında; 20 yaşında; yani daha hayatının baharında. Ama kadın olmuş ruhu, paçasından östrojen akan, ruhsuz kadavra halinde sürüye karışıyor...
Ya erkekleri nasıl erkekleri? Saçlarda jöle, elinde deri cüzdan, asgari ücret muadili telefon ve Marlboro Light. İstikamet babasının Avrupa markalı arabası. Tıstıktıstıkdıptısdıptıs müzik... Sanırsın Caddesbostan'da trvesti seçiyor. Yavaş bir ilerleyiş, etrafı kesmeye(namıdiğer piyasa yapmaya) fırsat veriyor. Baktı iş yok, başka limana yelken. Hafif ara gazı ve sonrasında köklenen gaz. Uzaklaştığı yerde bıraktığı şey, "ne karizmatik adammış beee, bilemedik kıymetini buradayken" yakınmaları ve buram buram tüten, yanmış lastik kokusu.
Yahu bunlar kuru kalabalık, boş zümre. Bunlardan bahsettim, çünkü bunlar çok sık rastlanan tipler. Yoksa zehir gibi çocuklar cirit atıyor Çukurova'da. Tabi onlar da farkında bu zübükzâdelerin. Yani Çukurova Üniversitesi, sadece kellelerin değil, beyinlerin de konuşlandığı bir mevzi...
Ha bir de unutmadan belirteyim, saçma tümsekler var yol boyu dizilmiş. Yol 10 metre genişliğinde, tümsek ise 7; üstelik ortalı da değil, ya sağa ya sola dayalı. Kurnaz şöförler çözmüşler işi. Yavaşlamadan atlatıyorlar engeli...
Sebeb-i ziyaret
Girizgâhı yaptım ama asıl konuya girmekte zorlandım. Onca işim arasında, buraya gelip yazma ihtiyacı hissetmemin sebebi, gördüğüm rüyadır.
Rüyamda, Mithat Özsan Amfisi durağından otobüse biniyorum. İlk dönemeci geçtikten sonra bir mavi otobüs görüyorum önümüzde giden. Ya ne işi var bu Halk Otobüsü'nün burada derken, lastği fırlıyor otobüsün. Ve tam Turkuaz'a(Karadeniz Kafe durağına) dönen yolda kıvrılamıyor, uçurumdan aşağı uçuyor...
Ee ne alakası var demeden anlatayım şimdi:
Geçenlerde bir otobüsün freni patladı ve bu uçurumlardan aşağı düştü. Düştü demeyelim de, zemin çok dik olmadığı için, yoldan çıkıp ağaçlara saplandı diyelim. Ölen ya da yaralanan olmadı çok şükür. Ancak bu gerçekten çok büyük bir şanstı.
Ben zaten içten içe hep merak etmişimdir, bu uçurumlar tehlikeli değil mi diye. Ama kendi içimde geçiştirmişim demek bu konuyu, kimse bahsetmeyince. Bu kaza, herkese korku saldı, herkeste aynı etkiyi bıraktı.
Fakat hâlâ değişen bir şey yok. Trafik Müdürlüğü kesti cezayı çekildi aradan. Durak sahibi ve araba sahibi çullandı şöföre, onlar da çıkardı günahını. Üniversite muhtemelen akademik bir fırça attı muhattabına. Kısmet yeni kazaya, şimdilik bu kadar heyecan yeter diyip, döndüler işlerinin başına(başka ne işleri varsa!).
Türkiye'de hüküm süren, "ölmek muhtemel, ama ölü yok; öyleyse tedbire ne hacet" mantığı üniversiteye de bulaşmış olmalı. Bolu Dağı'na tünel kazın demiyoruz, uçuruma düşme riskini kaldırın ortadan diyoruz. Herkes işini yapsın; siyasetle, kadrolaşma politikalarıyla uğraşacağınıza, öğrencilerle ilgilenin biraz...
Şimdi buradan iki uyarı bizden size:
1-) Şenlik yaptınız bahara, kimsenin haberi yok. Olsa ne olur, bencil öğretim görevlileri bırakmıyor yakamızı eğlenelim. O hafta bile sınav vardı. Polis devleti miyiz diye isyan edeceğinize, şapkanızı önünüze koyup, bencil hoca üniversitesi miyiz diye bir düşünün!
2-) Bu uçurumlara derhal önlem alın. Çocukların canı size emanet. Beceremediğiniz şenlikten ötürü toplumsal bir baskı görmediniz. Ama matem olursa, kimseye derdinizi anlatamazsınız ona göre.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 yorum:
Yorum Gönder